Afyon İli Hakkında Geniş Bilgi

afyon haritası

Afyon ilinin nüfusu, konumu, tarihi, ekonomisi, iklim ve bitki örtüsü, tarihi eserleri gibi geniş bilgilere erişebilirsiniz.

Afyon eski bir Türk vatanı olup, tarihi eserleri, kalesi, kaymak şekeri, haşhaşı, kaplıca ve maden suları ile turizm için gerekli bütün şartları üzerinde taşıyan tarihi bir ilimizdir.

Nüfus (2013): – Toplam: 707.123
İl alan kodu: 272
İl plaka kodu: 03

Eskişehir, Kütahya, Denizli, Uşak, Burdur, Isparta ve Konya arasında yer alır. 29° 40′ ve 31° 43′ doğu boylamları ile 37° 45′ ve 39° 17′ kuzey enlemleri arasındadır. Ege’nin Akdeniz’e ve İç Anadolu’ya açılan kapısı ve önemli bir kültür merkezidir. Afyon, İstiklal Harbinde mühim yer işgal etmiş, zaferlere sahne olmuş milli tarihimizde ve kahramanlık destanlarında asırlardır müstesna bir yeri bulunan tipik bir Anadolu şehridir. Trafik kod numarası (03)’tür.

İsminin Menşei
Selçuklular “Akroenos” ismi ile anılan bu bölgeyi feth edince, sarp kayalar üzerinde yükselen kaleye izafeten “Karahisar” (Karakale) demişlerdir. Kalenin etrafındaki şehrin ismi Karahisar olmuştur. Frikyalılar bu şehire “Sineda” derlerdi.

Türkler, Anadolu’da pekçok yere “Karahisar” ismi verildiğinden, burasının isminin diğerlerinden ayırd edilmesi için Selçuklu beylerinden Sahib Ataoğlu’na izafeten “Karahisar-ı Sahib” (Sahip Karahisarı) denmiştir.

Cumhuriyet devrinde bölgede yetişen haşhaştan elde edilen Afyon’dan dolayı ismi Afyonkarahisar olmuştur.

Tarihi
Afyon’un ilk sahipleri Hititlerdir. Pekçok höyüklerde Hititlere ait tarihi zenginlikler ortaya çıkarılmıştır. Afyon kalesini yapan Hitit imparatoru “Mürsil”dir.

Hititlerden sonra Sakarya boylarında hüküm süren Frikler (Frikyalılar) Afyon’a sahib oldular. Frikyalılar bu şehre “Sineda” ismini vermişlerdir. Afyon müzesi, Hitit ve Frikyalılara ait eserler bakımından en zengin olanıdır.

Frikyalılardan sonra Lidlar (Lidyalılar) bu bölgeye sahib oldular.

M. Ö. altıncı asırda Perslerin eline geçti. M.S. 4. asırda Makedonya Kralı Büyük İskender’in istilasına uğradı. Bunun ölümünden sonra Selevkosların, sonra da Bergama Krallığının eline geçti. M.S. 2. asırda Bergama Krallığı ile birlikte Roma İmparatorluğuna katıldı.

Roma İmparatorluğu M.S. 395 senesinde ikiye ayrılınca burası Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğunun elinde kaldı.

Müslüman Araplar ve İranlı Sasaniler Afyon’a kadar geldiler. Müslümanların meşhur kahramanlarından Battal Gazi’nin Afyon’da Bizanslılarla savaşırken 739 senesinde şehid olduğu rivayet edilmektedir.

Bizanslılar, Afyon’a “yüksek kale” manasına gelen Akronium (Akroenos) ismini verdiler

1071 Malazgirt Savaşından sonra Anadolu Fatihi ve Anadolu’daki Türk devletinin kurucusu Kutalmışoğlu Süleyman Şah bütün Anadolu gibi Afyon’u da feth etti. 1146’da Birinci Kılıçarslan, Bizans İmparatoru Manuel Komnenos’u Bolvadin civarında yendi.

Birinci Haçlı Seferinde haçlı orduları Afyon’u geri aldılar. Afyon şehri civarında Türklerle Bizanslılar arasında büyük ve kanlı savaşlar oldu. Selçuklular, Afyon’u Bizanslılardan yeniden aldılar.

Selçuklu sultanı Alaeddin, Afyon şehrini imar ettirdi. Devlet hazinesi burada saklandı. Bu sebepten Selçuklu devrinde, Afyon’un bir ismi de “Hisar-ı Devlet”, Devlet hazinesinin saklandığı hisar olmuştur.

Moğolların Anadolu genel valisi Timurtaş, taht şehri Konya’yı işgalden sonra Afyon’u kuşatmış, fakat Selçuklu veziri Sahib Ata şehri teslim etmemiştir.

On üçüncü asrın ikinci yarısında Sahib Ata Fahreddin Ali Bey, oğul ve torunları da asrın sonuna kadar Afyon valiliği yaptılar. Şehir sonra Germiyan Beyliğine geçti. 1390 senesinde Sultan Yıldırım Bayezid Han, Afyon’u Osmanlı Devletine kattı. 1402’de Timur Han burasını yeniden Germiyan Beyliğine verdi. Germiyanoğlu Yakub Beyin ölümü ve vasiyeti üzerine Afyon, Osmanlı toprağı oldu.

1451’de Kütahya’da bulunan Anadolu Beylerbeyliği’ne (eyaletine) bağlanarak, Karahisar-ı Sahib Sancağı ismini almıştır. 1685’te Hüdavendigar (Bursa) vilayetine bağlı sancak, Tanzimattan sonra Kütahya’ya bağlı bir ilçe olmuştur. 1914’te bağımsız sancak olan Afyon, Cumhuriyet devrinde Afyonkarahisar ismiyle il olmuştur.

Osmanlı devrinde yolların birleştiği ve ikmallerin yapıldığı bir üs olarak kullanılmıştır.

On yedinci asırda Celali isyanları, on dokuzuncu asırda Anadolu’nun an’anevi sanayiinin yıkılışı ile Afyon geriledi. 1833’te Kavalalı Mehmed Ali Paşanın birkaç ay işgalinde kaldı.

28 Mart 1921’de şehri Yunanlılar işgal etti. Sonra 7 Nisan 1921’de geri çekilip 13 Temmuz 1921’de yeniden aldılar.

Türk İstiklal Harbinin dönüm noktası olan Başkomutanlık Meydan Savaşı, Afyon’da cerayan etti. 27 Ağustos 1922’de, Afyon yeniden hakiki sahipleri olan Türklerin eline geçti… Yunanlılar 1 sene 25 gün süren işgallerinde Afyon’u aşırı derecede tahrib ettiler.

27 Ağustos’ta Afyon’un kurtuluş törenleri, 30 Ağustos Zafer Bayramında ise Dumlupınar’da törenler yapılır.

Fiziki Yapı
Orta Anadolu’yu Batı Anadolu’ya bağlayan, Ege’nin Akdeniz ve İç Anadolu’ya kapısı olan kara ve demiryollarının kavşak noktası durumunda bulunan Afyon, denizden 1000-1500 m yükseklikte çoğu püskürük kitlelerden meydana gelmiş bir arazi üzerindedir.

Yüzölçümü 14.230 kilometrekaredir. Coğrafi olarak 4 bölgeye ayrılır. Birinci Bölge: Merkez (Afyon) ile Bolvadin, Sincanlı ve Şuhut ilçelerini ihtiva eden ovadır. Buradaki akarsulardan Seyitler, Akarer, Kalı Çayı; İzzer Gölüne dökülür. İkinci bölge, Sakarya Irmağına yakın olan Emirdağ ovasıdır. Üçüncü bölge, Sandıklı Ovasıdır. Küfi Çayı bu bölgede doğar ve Büyük Menderes’e karışır. Dördüncü bölge, Dinar ve Dazkırı ovalarıdır.

Dağları: Yüksek ve intizamsızdır. Sultan Dağları, Torosların batıya doğru uzanan son kısımlarını teşkil eder. En yüksek yeri Topraktepe 2581 metredir. Kumanlar dağının en yüksek yeri Göktepe 2250 m, Emirdağ 2307 m, Sandıklı Dağı 2247 m, Akdağ 2446 m, Ahırdağı 1915 m, Kocatepe 1900 metredir. Afyon şehrinin tarihi kalesini üzerinde taşıyan Yalçınkaya (Sivritepe) 1200 metredir.

Ovaları: Akarçay Vadisinin kestiği Afyon Ovası, Şuhut, Sincanlı, Dinar, Emirdağ ve Sandıklı başlıca ovalarıdır.

Akarsuları: Seyitler Deresi, Akarca, Kalı ile Küfi çaylarıdır. Afyon akarsuları, Sakarya ve Porsuk ile Karadeniz’e, Büyük Menderes’in kolu Küfi Çayı ile Ege’ye akar.

Gölleri: Afyon, göl bakımından zengindir. Akşehir gölünün yarısı Afyon iline dahildir. Bu göl deniz seviyesinden 990 m, Eber gölü deniz seviyesinden 995 m yüksekliktedir. Karamık Gölü, Çapak Gölü ve yarısı Denizli ilinde olan Acıgöl bölgenin önemli gölleridir. Afyon, Akdeniz’in göller bölgesinin uzantısıdır.

İklimi ve Bitki Örtüsü
Denizlere uzak ve etrafı dağlarla çevrili olduğundan tipik bir kara iklimi hüküm sürer. Bununla beraber geçiş bölgesi özelliklerini de gösterir. Kışları karlı ve soğuk, yazları sıcak ve kurak geçer. Ağustos en kurak, nisan ve mayıs en fazla yağış alan aylardır.

Denizden yüksekliği 1015 m olan Afyon ve çevresi tipik bir bozkır iklimi gösterir. Hava devamlı serin olup, geceler yazın bile soğuktur.

Yağmur sık ve sağanak halinde yağar. Kışın bol kar yağar. Senenin 120-130 günü tamamen güneşli, gerisi bulutlu geçer. Yıllık yağışın ancak % 16’sı yazın yağar. Senelik yağış mikdarı 410-478 mm’dir. Rüzgarlar çok defa batıdan eser. Sıcaklığın ocak ayında -20 derecenin altına düştüğü günler olur. Temmuz’da ise sıcaklık 30 derecenin üstüne çıkar. 30 Aralık 1948’de sıcaklık -27,2 dereceye düşmüştür. Ocak ayının ortalaması 0,3, en sıcak ayın ortalaması ise 22,1 derecedir. Kaydedilen en yüksek sıcaklık 14 Ağustos 1960’ta olmuştur ve 37,8 derecedir.

Sulak ve verimli topraklara sahiptir. Başta haşhaş olmak üzere her nevi hububat, bakliyat ve sınai bitkiler yetişir. Meyve çeşitleri bakımından zengindir.

Afyon’da orman azdır. % 7 olup, 90.950 hektardır. Ormanlarında karaçam, akçam, meşe, kızılmeşe, palamut ve ardıç ağaçları mevcuttur.

Ekilip işletilmeyen yerlerde geniş otlaklar bulunur.

Ekonomi
Türkiye içinde ise Afyon deyince akıla şu ürün ve nesneler gelir:

Milli mucadele:Cumhuriyetin kazanıldığı topraklar; anadolunun kilidi Afyonkarahisar. Kurtuluş savaşında çok önemli savaşlara sahiplik yapmıştır (Kocatepe, Dumlupınar), yunanlar burada hüsrana uğratılıp İzmir’e kadar püskürtülüp denize dökülmüştür. Günümüzde utku anıtı anıt parkta bunu simgelemektedir.

Termal; Türkiye’nin termal başkentidir; en fazla termal yatak kapasitesine sahip ildir. Türkiye’de kişi basina düşen beş yıldızlı otel sayısında en fazla tesise sahip ildir. En önemli merkezleri: Gazlıgöl, Ömer, Gecek, Hüdai, Heybeli, Anemon, İkbal, Korel, Oruçoğlu,

Mermer: İscehisar ilçesinden dünyanın en kaliteli beyaz mermeri çıkmaktadır. Antik çağlarda birçok yerde kullanılmıştır; örneğin Efes antik tiyatro. Günümüzde birçok yerli ve yabancı ünlünün evini süslemektedir. Amerikadaki Beyaz Saraya’da döşenmiştir.

Haşhaş: isminden belli olduğu gibi haşhaş’ın anavatanıdır. Türkiyenin tek alkaloid(morfin)fabrikası Bolvadin ilçesindedir.

Kaymak: En iyi Kaymak, Manda sütünden elde edilir. Ancak günümüzde pek bulunmamaktadır ve inek sütünden imal edilmektedir.

Sucuk: Afyon sucuğu Kayseri sucuğundan lezzet bakımından daha farklıdır. Türkiye çapında 4-5 ulusal markası vardır.

Sucuk döneri: Afyonkarahisar mutfağına özgü lezzetli sucuktan yapılan döner türüdür.

Lokum: Afyon’un lokumu her damak zevkine hitap eden tiplerde üretilir. Özellikle Kaymaklı lokumu son derece popülerdir.

Afyon ev ekmeği: Patates ezmesi ilave edilen meşhur ev ekmeği, 1 haftalık dayanma süresi ile çok sevilen ve besleme değeri normal ekmeklerden daha yüksek olan bir ekmek türüdür.

Yumurta: Türkiyenin yumurta borsasıdır, ayda 40.000.000 üretimi vardır

Et: Türkiyenin et borsası. İstanbul etinin 60 % temin ediyordur.

Ekmek kadayıfı: Afyon orijinli bir tatlı türü olup, tüm Türkiyede sevilerek yenen bir tatlı türüdür. Özellikle Süt kaymağı ile beraber yenilmesi tercih edilmektedir. Ekmek kadayıfı çeşitleri ise vişneli, cevizli, olmak üzere birçok çeşit içermektedir.

Yün: dünyanın yün borsası Bolvadin ilçesindedir.

Sandıklı ve Şuhut Patatesi: Sandıklı ve Şuhut bölgesinde sınırlı miktarda yetişen bir tür tatlı patetesi ile, Türkiyenin her yerinde aranan ve tercih edilen değerli bir patates türüdür.

Napolyon kirazı: Sultandağı ilçesi ve Erkmen beldesinde yetiştirilmektedir. İhracata gitmektedir. Türkiyenin besin değeri en yuksek kirazıdır, tescillidir.

Kızılay Maden Suyu: İhsaniye ilçesinde çıkmaktadır. Dünyanın en iyi maden suyudur; defalarca uluslararası ödüller kazanmıştır (1934 Paris fuarı), tesis dünyanın en modern dolum tesisidir, dakikada 100.000 şişe dolum yapılmaktadır. Sade ve meyveli olarak dünyanın dört bir yanına ihraç edilmektedir. Osmanlı döneminde padişahlar Afyonkarahisar’dan İstanbul’a getirtirlermiş.

Arpa: Türkiye’nin en kaliteli arpası burada üretilmektedir. Bu yüzdendir ki Efes Pilsen yıllar önce buraya bira fabrikasını kurmuştur.

Buğday:Türkiye’deki en önemli buğday üretim merkezlerinden olup, Konya ve Ankara’dan sonra başı çekmektedir. Bayat kökboya kilimi: Dünyaca ünlüdur ve Bayat ilçesinde dokunmaktadır.

Tarım:
Afyon’un başlıca gelir kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Ziraat esas itibariyle hububat ekimine dayanır. Buğday, arpa ve ayçiçeği başta gelir. Endüstri bitkileri arasında ise haşhaş ile şeker pancarı çok önemli yer tutmaktadır. Baklagil ekimi de çok önemli yer tutar.

Ömer kaplıcalarında “Eşanjör” sistemi ile sera ısıtmacılığına geçilmiştir. Her sene ortalama 400 bin hektar arazi ekilmektedir. Bunun % 28’i baklagiller, % 6’sı sanayi bitkileri ve % 66’sı tahıllardır. Hububata ayrılan arazinin % 72’sinde buğday ekimi yapılmakta olup, Konya ve Ankara’dan sonra Afyonkarahisar buğday üretimimizde üçüncü sırada yer alır. Dinar’da çavdar, Bolvadin’de darı ekilir. Buğdaydan sonra en çok ekilen arpadır. Sulu arazilerde mısır ve yulaf yetiştirilir.

Yüz yirmi beş bin hektarlık sahada baklagil ekimi yapılır. Burçak ön sıradadır. Bu bitki kışlık hayvan yemidir. Çoğu Sandıklı’da olmak üzere nohut, mercimek, fasülye ve bol mikdarda patates istihsal edilir.

Şeker pancarı ekimi, son senelerde hızla gelişmektedir ve oldukça ileri seviyededir.

Sulak arazilerde sık, bahçelerde serpinti halinde armut, elma, erik, vişne, şeftali, dut ve kestane ağacı bulunur. Bunun senelik üretimi 6 bin ton civarındadır.

3740 hektarlık bağlardan bol üzüm alınır. Kavun ve karpuz da çok ekilen bitkilerdendir.

Haşhaş (Afyon): Afyon haşhaş ekimi bakımından Türkiye’nin en müsait yeridir. Bu ilde yetişen haşhaş bitkisinde % 12 morfin bulunur ve bu miktar dünyada birincidir. Haşhaş, Afyon halkının yiyeceği, yağı, ilacı, yakacağı ve hayvanları için küspesidir.

Afyon müzesinde Şuhut’tan çıkarılmış, M.Ö. 3. asıra ait “Syanada Sikkesi”nde haşhaş kabartması bulunması, haşhaşın çok eski devirlerden beri bu bölgede yetiştiğini göstermektedir. Her sene beş bin ton haşhaş ve beş ton afyon sakızı istihsal edilir. Ekilecek sahaların genişliği her sene devletçe tayin edilir.

Ayçiçeği, susam ve siyelek, toprağı çok yorar. Bunların yağ miktarı hiçbir zaman % 40’ı geçmez. Halbuki haşhaş gerektiği gibi preslenirse yağ miktarı % 55 olur. Haşhaş üretiminin arttırılması ile Türkiye’nin yağ ihtiyacının tamamı karşılandığı gibi dışarıya yağ ihracı da mümkün olacaktır. Haşhaş, Afyon’un sembolüdür.

Hayvancılık:
Geniş otlaklara sahip olduğu için Afyon’da hayvancılık gelişmiştir. Hayvancılık bakımından Konya, Ankara, Sivas, Kars ve Ağrı’dan sonra gelir. 1,5 milyona varan hayvan sayısının % 64’ü koyundur. Koyunlarda “dağlıç” cinsi fazladır. Koyunu, tiftik keçisi, kıl keçisi ve sığır takib eder.

Bayat Yaylası, Sultan Dağlar, Emir Dağ, Hamatlı Dağ, Ahır Dağ ve Kamanlar Dağı otlakları meşhurdur. Kurban bayramlarında İstanbul’a gelen koyunların çoğu Afyon’dan gelir. Tavukçuluk hızla gelişmektedir

Madenler: Arazisi püskürük kitlelerden meydana gelmiş olan Afyonkarahisar’da Maden Tetkik Arama Enstitüsü tarafından demir, kükürt, kaolin, linyit, civa, grafit, kalay, kurşun ve manganez tesbit edilmiştir.

Türkiye maden bakımından çok zengin bir ülke olmasına rağmen madenlerin ancak yüzde 10 kadarı işletilebilmektedir. Afyon ilimizin durumu da buna paralellik gösterir. Yukarıda yazılan madenlerin çoğu toprak altındadır. Duğlak’ta antimon, Emirdağı-Sağırlar’da demir pek çok yerde linyit çıkarılmaktadır.

Afyon’un çeşitli yerlerinde kıymetli taş ocakları vardır. Kale, Ortasivri, Kızılburun, Ilıpınar, Topuzlu, Ciritkaya ve Ayazin’deki taş ocakları çok önemlidir.

Afyon’un en büyük tabii zenginliği mermerdir. İşcehisar, Somaki mermer ocakları M.Ö. 10. asırdan beri işletilmektedir. Romalılar devrinde “Sinada” (Şuhut) mermeri ismi ile şöhret yapan, beyaz, pembe, erguvani, leylaki, koyu menekşe ve mavi damarlı mermerler dünyanın en güzel mermerleridir. Mermer yataklarının çoğu işletilmemektedir. Roma surlarındaki, Sen Piyer kilisesindeki mermerler ve Ayasofya’daki sütunlar buradan getirilmiştir.

Avrupa’da Roma şehri başta olmak üzere eserlerin çoğu Afyon mermerinden yapılmıştır. Afyon’dan çıkarılan 12 renk mermerin en kalitelisi, beyaz renkli olanıdır. Afyon’da beş milyar metreküp mermer rezervi vardır.

İtalya, Afyon’dan işlenmemiş mermer alıp, en az bir kaç misli fiyatla işlenmiş olarak diğer ülkelere satmaktadır. Afyon mermeri işlenmiş olarak satıldığında mühim bir döviz kaynağı ve ihraç vasıtası olarak yurdumuz ekonomisine katkıda bulunabilir.

Sanayi:
Afyonkarahisar, sanayi bakımından komşu illere nazaran geri kalmıştır. Son senelerde sanayisi gelişmektedir. Afyon’da halıcılık, dokumacılık ve küçük el sanatları yaygındır. Bir ara yaygın olan briket yapımı önemini kaybetmiştir.

Afyon Çimento Fabrikası: Senede 200 bin ton kapasitelidir. Bu fabrika, memleket ekonomisinde olduğu gibi Afyon ve civarının gelişmesinde de önemli rol oynamaktadır.

Afyon Şeker Fabrikası: 28 Ekim 1977’de açılan bu fabrika, Ortadoğu ve Balkanların en büyük ve en modern fabrikasıdır. Fabrika 5600 dönümlük arazi üzerindedir. Bine yakın işçi çalışmaktadır. 25 bin köylü ailesi ise şeker pancarı satarak bu yolla geçimini te’min etmektedir. Afyon şeker fabrikası Avrupa’nın da sayılı şeker fabrikaları arasındadır. Şeker pancarının yaprağı ve küspesi hayvancılıkla geçimini sağlayanlar tarafından besleyici birer yem olarak kullanılmaktadır.

Afyon (Çay) Kağıt Fabrikası: Daha önceleri Eber gölündeki saz ve kamışlar her sene yok olurken, bu fabrikanın kurulmasıyla kağıt ve karton olarak memleket ekonomisine katkıda bulunmaktadır. Ayrıca bu göl kıyısındaki 40 köy yeni bir gelir kaynağına kavuşmuştur. 20 bine yakın köylü saz ve kamıştan para kazanırken bine yakın kişi de fabrikada iş sahibi olmuştur. 10 bin ton selüloz ve 6 bin ton kireç istihsal eden bu fabrika bundan daha fazla üretim için de imkanlara sahiptir.

Sincanlı Fabrikası: Türkiye Yapağı ve Tiftik A.Ş. tarafından Sincanlı ilçesinde 11.162 m2 sahada 1 milyar 122 milyon liraya yapılan bu fabrika, 2 bin ton kirli yapağı işleyerek 1350 ton tiftik üretecek kapasitededir. Fabrika 1984 yılında faaliyete geçmiştir.

Yuntaş Ekmek Fabrikası: Hissesinin çoğu Afyon Belediyesi’ne aid olan bu fabrika günde 130 bin ekmek üretecek kapasitededir.

Afyonkarahisar Maden Suyu İşletmesi: Yıllık 50 milyon şişe maden suyu istihsal edebilecek kapasitededir.

Alkoloid Fabrikası: Bolvadin ilçesindedir. İlaç sanayinin hammaddesi olan Afyon sakızını işler.

Kaymaklı şeker ve lokum: Afyon’un sembolü haline gelen kaymaklı şeker ve kaymaklı lokum 1901 senesinde şekerci ustası Salih Şeker tarafından yapılmıştır. Manda sütü kaymağına şeker karıştırılarak yapılan bu şeker, halen torunları tarafından imal edilmektedir. Kaymaklı şeker, kakaolu, antep fıstıklı, fındıklı ve bademli olarak imal edilmektedir. Kaymaklı lokum ise, hindistan cevizli, çikolatalı ve cevizli olarak yapılmaktadır.

Sucuk imalatı: Yurdumuzda Kayseri’den sonra en çok sucuk üreten ilimiz Afyon’dur.

Ulaşım: Afyonkarahisar, Türkiye’nin en önemli ulaşım yollarının geçtiği bir mevkidedir. İzmir ve Ankara’dan gelen demiryollarının kavşak noktasıdır. Dört yönden gelen demiryolu Afyon’da birleşir. Ayrıca Ankara-İzmir karayolu Afyon’dan geçer. Aydın ve Manisa istikametinden gelen demiryolları Afyon’a ulaşır. Demiryolu ile İstanbul’a 477, İzmir’e 320, Eskişehir’e 170 km uzaklıktadır. Karayolu ile ise İstanbul’a 452, Ankara’ya 275, İzmir’e 338 km mesafededir. Afyon hareketli bir trafik güzergahı üzerindedir.

Nüfus ve Sosyal Hayat
Nüfus: Afyon ilinin toplam nüfusu 1990 sayımına göre 739.223 kişi olup, bunun 306.209’u şehirlerde, 433.014’ü köylerde yaşamaktadır. Nüfus yoğunluğu kilometrekarede 52 kişidir. Yüzölçümü 14.230 kilometrekaredir.

Örf ve adetler: Afyon gürültüsüz, tenha bir şehirdir. Örf ve adetleri ve dini inançları ile örülmüş manevi bir duvar içinde yaşar. Tarihi geleneğini çok iyi muhafaza etmiştir.

Ağıtları yaygındır. Bozlak tipi usulsüz türküler de çok söylenir. “İnce Mehmed” türküsü ilin meşhur bir türküsüdür.

Ege’nin “Zeybek”, Akdeniz’in “Teke” ve Konya’nın “Kaşıkçı” gibi oyunları Afyon’da da oynanır. Köylerde genellikle yemekli toplantılar yapılır. Bunlara “Ferfene” denilir. Bir diğer adı da “Arabaşı”dır. Masraf, katılanlar arasında eşit olarak paylaştırılır. Köylerde an’anevi yaşayış devam etmektedir.

Yirminci asra kadar Mevleviliğin Konya, İstanbul ve Kütahya’dan sonra en mühim merkezi Afyon idi.

Afyon’un on bir köyü eski Türk boylarının adını taşır. Bu, Afyon’un çok eski bir Türk yurdu olduğunun delilidir.

Eğitim: Afyon’da okur-yazar nisbeti % 80 olup; il dahilinde 28 anaokulu, 590 ilkokul, 87 ortaokul, 16 meseleki ve teknik ortaokul, 15 lise, 31 ticaret ve endüstri-meslek lisesi, 2 kız meslek lisesi vardır.

Afyon’da 8 hastane vardır. Ayrıca ilde üç sağlık ocağı bulunmaktadır. 5600 kişiye bir doktor, 800 kişiye bir yatak düşmektedir.

Şehrin otel ve lokantaları boldur. Afyon yemekleri meşhurdur.

Yetişen Meşhurlar
Karahisari: Karahisari ismi ile anılan büyük hattat Ahmed Şemseddin Efendi (1468-1556)’nin, Süleymaniye ve Selimiye camilerini süsleyen yazıları vardır.

Dil bilgini Ahteri Muslihuddin Mustafa (Ahteri-i Karahisari, vefatı 1561) 40 bin kelimelik, Arapça- Türkçe lügatı olan Ahter-i Kebir’i hazırlamıştır.

Mevlevi şairi Divani Mehmed Çelebi ve babası Abapuşi Veli Afyon-Mevlevi Camiinde gömülüdür.

Afyon, asırlardır ilim ve kültür merkezi olmuş, bir çok ilim ve sanat adamı yetiştirmiştir.

Tarihi Eserler ve Turistik Yerleri
Afyon, beş bin senelik bir yerleşim merkezidir. Tarihi eserler bakımından çok zengindir. Hitit ve Frigyalılara ait tarihi kalıntılar, Selçuklu ve Osmanlı devrine ait zengin eserler vardır. Kaplıcaları dolayısıyla turizm bakımında da hareketlidir. Tarihi ve turistik eserlerinden bazıları şunlardır :

Afyon Kalesi: Afyon Kalesini Etiler yapmış ve Frigyalılar tamir ettirmişlerdir. Kale savunma bakımından olduğu gibi manzarası ve heybeti bakımından da göze çarpıcıdır. Kale 226 m yükseklikte dik, sivri ve kayalık, çıkılması zor bir tepe üzerindedir. Kartal yuvasını andıran bu kalenin kara ile irtibatı çok azdır. Kaleye kayaların oyulması ile yapılmış bir basamak ile çıkılır. Çıkarken, Etiler ve Frigyalılara ait eserlere rastlanır.

Kale, iç ve dış kale olmak üzere iki kısımdır. Kalenin en tepesinde “Kız Kalesi” vardır. Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat burada cami, ambar, cephanelik ve su sarnıcı yaptırmıştır. Selçuklu Devlet Hazinesi bu kalede saklanırdı.

Kale M.Ö. 1350 senesinde Hitit Kralı Mursil-II tarafından Arzava Savaşı sırasında yaptırılmıştır. Başta Selçuklular ve Osmanlılar zamanında olmak üzere bir çok defa tamir ettirilmiş ve ilaveler yapılmıştır. Kaleye asırlar boyunca çeşitli isimler verilmiştir. Akreonos, Karahisar isimleri bunlardan en çok duyulanlarıdır. Bugünkü ismi Afyonkarahisar Kalesidir. Kalede en mühim tamirat ve ilaveleri Alaeddin Keykubat’ın emri ile lalası Bedreddin Gühertaş yaptırmıştır (1325).

Osmanlı devrinde Sultan İkinci Selim Han emriyle 1553’te Mahmud Bey yeniden tamir ettirmiştir. Bugün Kız Kalesi ve sarnıç dışındaki önemli yerleri yıkıktır. Kaleye güneyindeki sarp patika ile çıkılır.

Demir Kale: İhsaniye’ye 8 km uzaklıktaki Demirli köyünün kuzeyinde bulunur. Frigyalılar zamanında dağların içten ve dıştan kesilmesiyle yapılan güney duvarları bir depremde yıkılmıştır.

Gezler Kalesi: Sincanlı’ya 13 km uzaklıkta Gezler köyündedir. Günümüzde yıkık bir durumdadır.

Sandıklı Kalesi: Sandıklı yakınlarında 1325’de Germiyanoğlu Birinci Yakub Bey tarafından yaptırılmış olup, günümüzde kaleden bir duvar kalmıştır.

Toprakkale: Şuhut’a 6 km uzaklıktaki Senir köyü yakınlarındadır. 2000 metre yükseklikte bir tepenin üzerindedir. Günümüze yıkıntıları kalmıştır.

Ulu Cami: Selçuklu devrinin şehirdeki en önemli eseridir. Selçuklu valisi Sahib Ata Fahreddin Ali’nin oğlu Nusreddin Hasan Bey tarafından 1273 tarihinde yapılmıştır. Mimarı Emirhac Beydir. Caminin içindeki nakışlar Nakkaş Mahmud oğlu Hacı Murad’a aittir. Sonra yapılan tamiratta ilk şekil muhafaza edilmiştir.

Ulu Cami (Cami-i Kebir), tavanı düz ve 40 ağaç direklidir. Ağaçtan yapılmış minber ve mihrabı Selçuk stilindeki işlemelerle süslüdür. Ahşap camiler içerisinde en önemlisidir, damı topraktır.

Kuyulu Camii ve Minaresi: Selçuklu devrinin güzel eserlerinden biri olan bu caminin minaresi mineli tuğla ile yapılmıştır.

Ak Mescid: 1397’de Ketencioğlu Hacı Hamza tarafından yaptırılmış olup kesme taştandır. Tek şerefeli minaresi tuğladandır.

Arasta Mescidi: 1355’te Hacı İsmail bin Mehmed tarafından yaptırılmış olup, dükkanlarla çevrili olduğundan, Arasta Mescidi diye meşhur olmuştur. Kare biçimindedir. Minaresi kısa ve tek şerefelidir. Caminin kubbesi dört duvar üstüne oturtulmuştur.

İmaret Camii: Çarşı içinde, sadrazam Gedik Ahmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. 1795’te tamir görmüştür. Ters T biçiminde ve kesme taştandır.

Kabe Mescidi: Çavuşpaşa mahallesinde olan cami, 1397’de Hacı Mehmed bin Yusuf tarafından yaptırılmıştır. Kabe ölçülerinde yapıldığı için bu adla anılır. Duvarları bazalt taşındandır. Mihrabdaki alçı kabartmalar ilgi çekicidir.

Kubbeli Mescid: 1330’da Germiyanoğulları zamanında Hacı Ali bin İdris tarafından yaptırılmıştır. Kapısı ve Arapça kitabesi önemlidir. Kesme taştan kare biçiminde yapılmıştır.

Mısri Camii: 1483’te Sakkancıoğlu Evliya Kasım Paşa tarafından yaptırılmıştır. Kesme ve moloz taştandır. İki büyük kubbeyle örtülüdür. Mihrabında mavinin çeşitli tonlarında çiniler vardır. Minberi mermerdendir. Caminin yanında Akşemseddin’in halifesi Abdürrahim Karahisari’nin türbesi vardır.

Ot Pazarı Camii: 1590’da Tellalzade Süleyman Çavuş yaptırmıştır. Yıkılan minaresi 1958’de yeniden yapılmıştır. Kesme taştan ve kare biçimindedir. Minaresi tek şerefelidir. Mihrabı sonradan yapılmış ve beyaz mermerle kaplıdır

Mevlevi (Türbe) Camii: 710 senesinde İslam akınları sırasında yapılmıştır. 1844’te Sultan Abdülmecid Han ve 1905’te Sultan İkinci Abdülhamid Han tarafından tamir ettirilmiştir. İçinde Mevlevi şeyhlerine ait türbler vardır.

Yeni Camii: 1711’de Hacı Abdi Çavuş tarafından yaptırılmıştır. 1839’da Süleyman Şerif Paşa tarafından onarılması üzerine, Yeni Cami adını almıştır. Kesme taştan, kare biçimli ve tek kubbelidir. Şerefeli minaresi tuğladandır.

Yukarı Pazar Mescidi: Yukarı Pazar Mahallesinde 1264’de Karamanoğlu Yusuf Bey tarafından yaptırılmıştır. 1465’de Turgut bin İsmail tamir ettirmiştir.

Sultandağ Çarşı Camii: 1458’de yaptırılmıştır. Sonradan yıkılan cami, 1914’de aynı temeller üzerine yeniden inşa edilmiştir. Tek şerefeli minaresi tuğladandır.

Şuhut Kubbeli Mescidi: 1374’te Hamidoğulları’ndan Hızıroğlu Emir İbrahim tarafından yaptırılmıştır. 1863’teki depremde yıkılmış ise de 1864’te yeniden yapılmıştır.

Bolvadin Rüstem Paşa Camii: Sadrazam Rüstem Paşa tarafından, Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Sultan Abdülmecid Han zamanında tamir görmüştür. Üzeri sekiz pencereli bir kubbeyle örtülü olup, kalem işi süslerle bezenmiştir.

Sincanlı Sinan Paşa Camii: 1525’te Lala Sinan Paşa tarafından yaptırılmıştır. Minaresi tek şerefelidir. İki büyük kubbesi vardır. Bahçesinin kuzeyinde Lala Sinan Paşanın türbesi vardır.

Sandıklı Ulu Cami: 1378’de Aydemir bin Abdullah el-Necip tarafından yaptırılmıştır. 1526’da Abdullah bin Mustafa tamir ettirmiştir. Kale biçiminde olup, kalın duvarları moloz taşlarla örülmüştür. Minaresi tek şerefelidir.

Şuhut Ulu Cami: 1415’te Hamza Paşa tarafından yaptırılmıştır. 1862’de tamir görmüştür. Duvarları kesme taştandır. İçinde 4 sıra 16 mermer sütun bulunmaktadır.

Gedik Ahmet Paşa Külliyesi: Cami, medrese ve hamamdan meydana gelen külliye 1472’de yapılmıştır. Beş kemerli bir revakla başlayan mihverde çift kubbeli, mihrab kubbesinin duvarları iki yan eyvanla genişletilmiş bir yapıdır. Patlıcan moru çinilerle süslenmiş burma minaresi, Türk mimarisinin şahane bir eseridir.

Döğer Kervansaray: İhsaniye ilçesi yakınında olup, eski Halep yolu üzerindedir. Sultan İkinci Murad Han devrinde yapılmıştır. İki bölümlü ve iki katlıdır. Osmanlı devrinin ilk mimari izlerini taşır.

Egret Hanı: Afyon-Kütahya yolu üzerindedir. 1278’de yapılmış olmasına rağmen, Selçuklu kervansaraylarına benzememektedir. Son yıllarda tamir edilmiştir.

Sahib Ata Kervansarayı: Sultandağ ilçesinde Çarşı Camii yanındadır. 1249’da Selçuklu Emiri Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından yaptırılmıştır. İshaklı Kervansarayı olarak da anılır. Bahçesinde iki katlı köşk mescidi bulunmaktadır. Kervansaray beşik tonozlarla örülmüştür.

Taşhan: Çay ilçesindedir. Ebü’l-Mücahid Yusuf Han tarafından yaptırıldığından, bu isimle de anılır. Kare biçiminde olan han, 1278’de inşa edilmiştir.

Çifte Hamam: Sultandağ ilçesinde, Sahib Ata Kervansarayının yanındadır. Kadın ve erkek hamamları yan yana olduğu için bu isimle anılmıştır. Günümüzde yıkık durumdadır.

Kasımpaşa Hamamı: Mısri Camiinin bir vakfı olarak 1475’te Tuti Mezakoğlu Kasım Paşa tarafından yaptırılmıştır. 1967’de Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından tamir ettirilmiştir.

Altınöz Köprüsü: Cirit Kayası eteğinde, Akarçay üzerindedir. Akkoyunlu beylerinden İlyas bin Oğuz tarafından yaptırılan köprü, altı kemerlidir. 1861’de tamir edilmiştir.

Kırkgöz Köprüsü: Bolvadin’in 6 km güneyinde Akarçay üzerindedir. Selçuklu devrina ait olan bu eser, Mimar Sinan tarafından tamir edilmiş ve ilaveler yapılmıştır.

Hititlere ait eserler: Afyon Müzesi ve Kalesinde ve muhtelif yerlerde Hititlerle ilgili zengin eserler vardır.

Frigyalılara ait eserler: Ayazin köyünde yüzlerce Frig mezarı odası, oyma tabut ve meskenler, Avdalaz ve Köşnüş kalesi, Demirli, Döger ve Leğen köyleri civarında kaleler, kuyu, mağara ve mezarlar. Arslantaş ve Yılantaş mezar odası. İhsaniye, Maltaş, Arslankaya, Yılankaya ve Kapıkayalar adıyla anılan kaya anıtlar.

Romalılara ait eserler: Ayazinler Metropolisi kayaya oyulu kilise (9-11. asırlara ait). Çavdarlı Höyükten Roma ve üstünde de Osmanlı devrine ait eserler çıkarılmıştır. Emirdağ’ın 10 kilometre doğusunda Hisarköy yakınlarında Romalılara ait “A Morium” kentinin kalıntıları vardır. Şuhut’ta Romalıların “Synada” kentine ait kalıntılar. Dinar’da Roma devrinin “Apameia” şehrinin kalıntıları vardır.

Müzeler, Arkeoloji Müzesi: Kalkolitik, Hitit, Frigya, Lidya, Roma ve Bizans devirlerine ait eserler vardır. Gedik Ahmet Paşa Külliyesinin Taş Medresesinde sergilenmektedir. Bu müze Orta Anadolu’nun en zengin müzesidir.

Türk-İslam Eserleri Müzesi: Bölgenin eski giyim eşyaları ile el sanatlarını sergilemektedir. Müzenin “sikke kolleksiyonu” çok zengindir. Müze, bölgenin tarihini aydınlatacak değerdedir.

Bolvadin evleri, tarih ve kültür hazinesidir.

Afyon Müzesi: 1933’te kurulmuştur. Sekiz bin ciltlik kitaba sahiptir. Müze dört kısımdır. Birinci kısım olan seramikler salonunda Hitit, Frig ve Roma çağından kalma zengin çanak ve çömlekler bulunmaktadır.

Klasikler salonunda heykeller, meskukat salonunda para kolleksiyonu, etnoğrafya salonunda Kur’an-ı kerimler, levhalar, silahlar, kostümler, el işleri ve kapkacak teşhir edilmektedir.

Kurtuluş Savaşı Müzesi: Başkomutanlık Meydan Muharebesine sahne olmuş olayları dile getiren resim, tablo, harb malzemesi ve arşivi ile dolu olan bu müze eski belediye binasında kurulmuştur.

Zafer Anıtı: 27 Ağustos 1922’deki Afyon’un düşmandan (Yunan saldırısından) kurtuluşunu canlandıran bu anıtı, 1936 senesinde Avusturyalı heykeltraş Krippel yapmıştır.

Kocatepe Anıtı: 1953 senesinde, Kocatepe’de Başkumandanlık Meydan Muharebesinin yapıldığı yerde yaptırılmıştır.

Kaplıcaları: Bu ilimizin sıcak su kaplıcaları Türkiye’de ve milletlerarası çapta meşhurdur. Romalılardan önce de bu kaplıcalar bilinmekteydi. Türkiye maden ve kaplıcalar bakımından zengin bir ülke olup, bilinen kaplıca ve maden suyu 1500’den fazladır.

Selçuklu ve Osmanlılar Anadolu’da ve yayıldıkları her yerde hamamlar yapmışlar ve kaplıcaların etrafında tesisler kurarak bu şifalı sulardan bölge halkının istifadesini temin etmişlerdir.

Afyon’daki meşhur kaplıcalar:

Gazlıgöl: Afyon’a 21 km uzaklıkta Hamam Köyü’ndedir. Şifalı içme suları ile meşhurdur. Romatizma, siyatik, bel ve sırt ağrıları, nevralji ve kadın hastalıklarında banyolar; mide, böbrek rahatsızlıklarına ve safra kesesi taşlarına ise içmeler iyi gelir. Bu kaplıcaya yakın Uyuz ve Çoban pınarları bu suyun sızıntılarıdır.

Gecek: Afyon’a 18 km uzaklıkta Araplı Dereye yakındır. Eski Hamam (Büyük Hamam), Çelikli veya Kapıaltı ismi ile anılır. Küçük Hamam ise, Kükürtlü veya Hacethane adları ile bilinir. Kaplıcanın 68 odası, kamp kurulmaya müsait yeri vardır. Banyo tedavisi ile kadın hastalıkları, nevralji, romatizma, kırıklar ve metabolizma bozuklukları, cild ve sinir hastalıkları için faydalıdır. İçme tedavisi ise müzmin nezle ve boğaz iltihabına iyi gelir.

Ömerli: Afyon’a 16 km mesafededir. Suyun sıcaklığ 54 derecedir. Kaplıcada bulunan kabir taşında Ömer Dede isimli ermiş bir çobanın asası ile yeri kazarak bu kaynağın bulunduğu yazılıdır. Kaplıcanın 42 odası ve iki umumi havuzu vardır. Banyo tedavisi kadın hastalıkları, nevralji, romatizma, kırıklar ve metabolizma bozukluğuna iyi gelmektedir.

Hüdai: Türkiye’nin dünyaca ünlü kaplıcalarındandır. Sandıklı ilçesine 9 km uzaklıktadır. Çok yüksek derecede radyoaktiviteye sahiptir.

Şifa tesiri çok yüksektir. Kaplıcanın 32 odası, 9 adet umumi havuzu, iki çamur banyosu ve iki tabii saunası vardır. Banyo tedavisi romatizma, siyatik, böbrek ve kadın hastalıklarına iyi gelir. Çamur banyosu her türlü romatizma, nefrit, kırık-çıkık, çocuk felci, nevralji ve kadın hastalıklarına iyi gelir.

Heybeli: Bolvadin’e 30 km uzaklıktadır. Doğu, Batı ve Heybeli olmak üzere üç kaynağı vardır. İçme tedavisi barsak ve mide rahatsızlıklarına faydalıdır. Banyo tedavisi romatizma, nevralji, nefrit, kadın hastalıklarına iyi gelmektedir.

Diğer kaplıcaları ise; Kaya Hamamı, Uyuz Hamamı, Kınık Ilıcası ve Bülgüldek Hamamıdır. Kaplıcaların çoğu ve Afyonkarahisar maden suyu Hititlerden beri bilinmektedir.

Maden suları: Afyon sıcak su kaplıcaları ve maden suları ile meşhurdur. Türkiye Kızılay Derneği tarafından işletilen Afyonkarahisar maden suyu, asırlar önce “ekşi su” olarak tanınırdı. 1900 senesinde Belçikalı bir doktor bu suyun şifalı olduğunu Sultan İkinci Abdülhamid Han’a bildirmiş ve gerekli tahlillerden sonra 1903 senesinde bir ferman ile bu su işletmeye açılmıştır. Londra Maden Suları Fuarı’nda altın madalya kazanmıştır. Bu su dünyada eşi bulunmayan bir özelliktedir.

Maden suyu Afyon’a 23 km uzaklıktaki Gazlıgöl’de çıkar. Sıcak ve soğuk olarak iki çeşittir.

Mesire yerleri: Afyon’da Gecek Kaplıcası bölgesi, Keltepe yakınlarındaki Muttalip Bağları, Sandıklı yakınlarındaki Soğuk Pınar ve Yeşil Depir köyü çevresi halk tarafından sevilen mesire yerleridir.

Afyon eski bir Türk vatanı olup, tarihi eserleri, kalesi, kaymak şekeri, haşhaşı, kaplıca ve maden suları ile turizm için gerekli bütün şartları üzerinde taşıyan tarihi bir ilimizdir.


1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Puan vermek ister misiniz?)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.